30 Ekim 2010 Cumartesi

Muhabbet ve Nefs Muhasebesi

Sufyan-üs Sevri (R.A.) dedi ki, muhabbet. Allâh'in Resulüne uymaktır, baska bir görüşe göre devamlı zikirdir, bir baskasina göre, sevgiliyi, diger her şeye tercih etmektir. Baska bir tarife göre dünyada kalmaktan hoşlanmamaktır. Bu tariflerin hepsi muhabbetin ürünlerine işarettir. Hiç biri onun özünü ele almamıştır. Ariflerden birine göre muhabbet, sevilenden bir mânâdir. Kalpleri sevgili idrakten alakor düler de onu ifade edemez.

Cüneyd-ul Bagdadî buyurur: «Ba(s.a.v.)eylerle alâkası olana Allâh muhabbeti haram kılar, karşılığa dayanan her sevgi de karşılığı ortadan kalkınca son bulur.»

Zunnûn-i Mısrî buyuruyor ki; «Allah'ı sever görünenlere de ki, Allâh'dan başkasına alçalmaktan sakının.»

Siblî'ye «Bize arifi ve muhabbet sahibini tanıt» dediler, o da dedi ki; «Arif konuşursa helak olan, muhabbet sahibi de susarsa helak olan kimsedir.»

İmam-i Şiblî söyle buyurur:

»Ey Kerim ve ulu.

Muhabbetin kalbde yer tutmuş.

Ey göz kapaklarından uykuyu kaldıran

Sen benim basıma gelenleri en iyi bilensin.»

Başka bir şâir der ki:

«Sevgilimi andım» diyene saşarim.

Onu unuttuğum varmı ki, unuttuğumu hatırlayayım. Seni anarken ölür, sonra yine dirilirim.

Eger hüsnü zannim olmasaydı, dirilmezdim.

Ümitle dirilir, hasretle ölürüm.

Senin için kaç defa Ölür ve kaç defa dirilirim. Kadeh kadeh muhabbeti içtim.

Ne sarab bitti ve nede ben içmeye kandım.

Keşke onun hayâli gözümün önüne dikilseydi,

Çünki gözümün önünden kaybolsa kör olurum.»

Rabiat-ül Adeviye bir gün »Bizi kim sevgilimize götürecek dedi. Bir kadin hizmetçisi «sevdigimiz bizimle birliktedir ama onunla aramızı açan dünyadır» dedi.

İbni Celâ (R.A.) der ki; «Allah Hz. Isa'ya (A.S.) söyle vahyetti:

«— Bir kalbi gözden geçirip içinde dünya ve âhiret sevgisi bulmadığım zaman onu kendi sevgimle doldururum ve onu himayem altına alırım.»
Söylendiğine göre bir gün Zunnûn, muhabbet hakkında konuşurken önüne bir kuş konar ve devamlı bir şekilde yeri gagası ile gagalar. Nihayet kan kaybederek ölür.
Ibrahim Ibni Edhem buyurdu ki; «Allah'ım! Bilirsin ki bana bağışladığın muhabbet, zikrine karsi bende uyandırdıgın ünsiyet ve ululuğun hakkında düşünmek üzere bana tanıdığın fırsata karsılık, yanımda Cennet'in sivrisinek kanadi kadar ağırlığı yoktur.»

Sirrî buyuruyor ki; «Allah'i seven yasar, dünyaya yönelen şaşar, aptal boşu boşuna akşamlar ve sabahlar, akli basında olan kimse de kusurlarını arastırır.»

Nefs muhasebesine gelince. Ulu Allah (C.C) onu şu âyetiyle emretmektedir:
«— Ey mü'minler! Allâh'dan korkun. Herkes yarin için de ayırdığına baksın. Allâh'dan korkun, cünki O, yaptıklarınızdan haberdardır.»

(Hasr - 18)

Bu âyet geride bırakılan amelleri göz geçirmenin gerekliligini gösterir. Bu yüzden Hz. Ömer der ki. «Hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan siz onları tartınız.»

Bir gün adamın biri Peygamberimize gelerek «Yâ Rasûlallah, bana bir nasihat et» der. Peygamber'imiz de ona

«Sen gerçekten nasihat istiyormusun» diye sorar, adam «tabii» der. Bunun üzerine Peygamber'imiz buyurur ki, «Bir iş murâd ettiğin zaman akibetini iyi düşün, doğru ise ona giriş, eger eğri ise ondan vazgeç.»
Hadisde bildirildigine göre, aklı başında bir kimsenin dört saati olması icap eder. Bunların birinde kendini hesaba çekmelidir.
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«— Hepiniz Allah'a tevbe ediniz, ey mü'minler. Tâ ki kurturusa eresiniz.» (Kurtulusa erme ümidi oluncaya kadar, Allah'a tevbe ediniz.)

(Nur - 31).
Tevbe» bir işi bitirdikten sonra ona pişmanlık duygusu içinde bakmaktır.

Peygamber'imiz ((s.a.v.).) «Ben günde Allah'a yüz defa tevbe ediyorum» demistir.

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«Takva sâhiblerine seytandan bir kiskirtma geldigi zaman üzerinde düsünürler ve bir de bakarsin ki, her seyi görüvermîslerdir.»

(A´raf - 201)
Anlatildigina göre. Hz. Ömer her aksam ayaklarina kamçi ile vurarak kendi kendine «Bu gün ne yaptin» derdi.

Meymun Ibni Mahran der ki; «Hiç kimse is ortagi ile hesaplasirken gösterdigi titizligten daha büyügü iîe kendi kendini hesaba çekmedikçe takva sâhiblerinden olamaz. Ortaklar dâima her isten sonra hesaplasirlar.»

Hz. Ayse'nin »rivayet ettigine göre. Hz. Ebû Bekir ölmek üzere iken ona «Ömer 'den daha cok sevdigim bir insan yok» dedi. arkasindan Hz. Ayse'ye «Nasil dedim» diye sordu. Hz. Ayse duyduklarini kendisine tekrar edince Hz. Ebû Bekir «Nazarimda Ömer'den daha degerli biri yoktur» dedi.

Bak ki; sözünü bitirir bitirmez nasil söyleyeceklerini arastirip sözünü düzeltmisdir. Ebû Talha'yi namaz kilarken oyalayan bir kus olayi üzerinde sonradan düsünerek evinin bahçesini pismanlik alâmeti olarak hazineye bagislamasi bu konuda hatira gelen büyük bir titizlik numûnesidir.

Anlatildigina göre Ibni Selâm bir gün odun yüklü olarak görenler. «Yâ Ebû Yusuf, ailen içinde ve kölelerinden bu isi yapabilecek olanlar var» deyince Ibni Selâm onlara «Acaba bunu yapmama engel olacak mi diye nefsimi denemek istedim» diye cevap verdi.

Hasan-ül Basrî buyurdu. «Mü'min nefsine hâkim olub onu Allâh adina hesaba çeken kimsedir. Dünyada nefsini hesaba çekenlerin hesablasmasi kolay geçer. Nefs muhâsebesi yapmadan hayat geçirenlerin. Kiyamet Günü hesaplasmasi çetin olur»

Arkasindcn sözlerine devam eden Hasan-ül Basrî nefsi muhasebesini söyle açikliyor.

«Mü'min ansizin, nefsinin hosuna giden bir davranisla karsi karsiya gelince içinden «Vallahi sen benim hosuma gidiyorsun, sana ihtiyacim da var, fakat seninle aramda engel var» iste bu emelden önce hesâb germektir.

Sonra sözüne söyle devam etmistir: Bazen bir seyde ifrata varir da içinden «Bu davranisi niye isledim? Yemin ederim ki, buna karsi geçerli bir mazeretim yok. Allah'in izni ile bu davranisi bir daha yapmamaya yemin ediyorum» diyerek yanlis hareketi karsisinda pismanlik belirtir. Enes Ibni Mâlik buyurur ki: «B ir gün Hz. Ömer evden cikti, ben de pesinden çiktim, bir bahceye girdi, aramizda bir duvar vardi, duvarin arkasindan söyle dedigini duydum. «Hattab oglu Ömer, mü'minlerin emiri, oh oh, Allah'a yemin ederim ki, ya Allâh'dan korkarsin, yahud da azaba çarpilirsin.»

«Kendini kinayan nefse yemin ederim» mealindeki âyet hakkinda (Kiyâme - 2)

Hasan-ül Basrî buyurur ki; «Mü'min, su sözü neye söyledim, su yiyecegi niye yedim, su içecegi niye içeyim diye kendini devamli olarak kinamaktan geri durmaz. Günahkâr ise kendini kinamadan ömrünü geçirir.»

Mâlik Ibni Dinar buyurur ki: «Sen su kusurun sahibi degilmisin». «Bu kusurun sahibi degil misin» diye nefsini kötüleyen ve arkasindan boynuna yular takp Allâh'in Kitabi'na baglayan ve böylece Allah'in Kitabi'ni nefsine güdücu yapan kimseye Allâh rahmet etsin! Iste nefsi denetim altinda tutmak böyle olur.

Meymun Ibni Mehran buyurdu ki; «Takva sahibi, kendini zâlim bir hükümdardan ve pinti bir ortaktan daha titiz bir sekilde hesaba çeker.» Ibrahim Et-teymi der ki: «Nefsim bir kere cennette imis gibi gösterildi Meyvelerinden yiyor. Nehirlerinden içiyor ve genc kizlari ile kucaklasiyordum.
Diger bir keresinde de «cehennemde imisim gibi gösterildi. Zakkumdan yiyor, irininden içiyor, zincir ve bukagilarini tasiyordum.

Ona dedim ki, «Ey nefsim, ne istersin.» «Tekrar dünyaya dönüp iyi emel islemek istiyorum» dedi. Ona dedim ki. «O halde simdi emniyettesin. Firsat elindeyken iyi amel isle.»

Mâlik Ibni Dinar buyurdu ki; «Haccâc'in bir hutbede söyle dedigini duydum;

«Hesabi baskasinin eline düsmeden kendisini hesaba çekene Allah rahmet etsin. Amellerinin dizginini eline alarak ne için isledigine dikkat edene Allah rahmet etsin, ölçüsüne ve tartisina dikkat eden kula Allah rahmet etsin.» Bunlan öyle devamli söyledi ki sonunda beni aglatti.» Ahnef Ibni Kays'in arkadaslarindan biri anlatir. «Onunla birlikte oldugum müddetçe gece namazlarinizin büyük çogunlugunu duâ teskil ederdi. Bu arada kandilin yanina gelir, parmagini yanasiya atese tutar, sonra nefsine söyle seslenirdi.

«Hey Huneyf, falan gün, falan günâhi, filân gün filân kusuru niye işledin?»

www.gazali.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder